Günümüzde işletmeler, büyük ölçekli yatırımlarını doğrudan satın alma yoluyla değil, finansal kiralama yöntemiyle gerçekleştirmeyi tercih ediyor. Bu yöntem, hem sermayeyi koruma hem de uzun vadeli kullanım imkânı açısından önemli avantajlar sağlar.
Finansal kiralama sözleşmesi veya bilinen adıyla leasing, özellikle makine, araç, ekipman ya da gayrimenkul gibi yüksek maliyetli varlıkların ediniminde sıkça kullanılan etkili bir finansman aracıdır.
İçindekiler
Finansal Kiralama (Leasing) Nedir?
Finansal kiralama, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında düzenlenen özel bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede, kiralayan (leasing şirketi) kiracının ihtiyacına uygun bir malı satın alır ve kiracının kullanımına bırakır. Kiracı ise bu malı belirli bir süre boyunca kira bedelleri ödeyerek kullanır.
Sözleşme süresi dolduğunda kiracı, sözleşmede öngörülmüşse malı belirli bir bedelle satın alma hakkına sahip olur. Böylece finansal kiralama, hem kira sözleşmesinin özelliklerini taşır hem de bir finansman yöntemi olarak işlev görür.
Finansal Kiralama Sözleşmesinin Tarafları
Finansal kiralama sözleşmesinde genellikle üç taraf bulunur. Bunlar: kiralayan (leasing şirketi), kiracı (malın kullanıcısı) ve satıcıdır.
Kiralayan, sözleşmenin finansman boyutundan sorumlu olan taraftır. Genellikle bir finansal kiralama şirketi ya da banka olur. Kiracı, malı seçer, kiralayan bu malı satın alır ve kiracıya kullanım hakkı verir. Kiracı ise sözleşme süresince malı kullanır ve kira bedellerini düzenli olarak öder. Satıcı ise malı kiralayana satar, fakat sözleşmenin doğrudan tarafı değildir. Bu yapı, üç taraf arasında hukuki bir denge kurar.
Finansal Kiralama Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Finansal kiralama sözleşmesi, klasik anlamda bir kira sözleşmesinden farklıdır. Kiralanan malın mülkiyeti kiralayanda kalır ancak ekonomik mülkiyet, yani maldan elde edilen fayda büyük ölçüde kiracıya aittir. Bu nedenle finansal kiralama, karma nitelikli bir sözleşme olarak kabul edilir.
Sözleşme hem kira hem de satış unsurlarını içerir. Kira süresi boyunca kiracı kullanım hakkına sahip olurken, mülkiyetin devri genellikle sözleşme sonunda ya da belirlenen bedelin ödenmesiyle gerçekleşir. Bu yönüyle finansal kiralama, Türk Borçlar Kanunu’ndan ziyade özel kanun hükümleriyle düzenlenmiştir.

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Temel Şartları
Bir sözleşmenin finansal kiralama sayılabilmesi için bazı unsurların varlığı zorunludur.
Bunlardan ilki, mülkiyetin kiralayanda kalmasıdır. Sözleşme boyunca malın sahibi kiralayan olur, kiracı yalnızca kullanım hakkına sahiptir. İkincisi, sözleşmenin belirli bir süreye tabi olmasıdır. Finansal kiralama genellikle uzun vadeli yapılır; kısa süreli kira ilişkilerinden ayrılır. Üçüncüsü, kiracının kira bedellerini dönemsel olarak ödemesidir. Bu ödemeler genellikle aylık veya üç aylık dönemlerle yapılır. Dördüncüsü, malın kiracı tarafından belirlenmesidir. Kiracı, ihtiyacı olan ekipmanı seçer, kiralayan ise finansmanı sağlar. Son olarak, sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve tescil edilmesi zorunludur.
Kanuna göre bu sözleşmeler, Finansal Kiralama Şirketleri Birliği’ne kayıt edilmeden geçerlilik kazanmaz.
Tarafların Hak ve Yükümlülükleri
Kiralayan, sözleşme kapsamında kiracı tarafından belirlenen malı temin etmek, malın kullanılabilir durumda teslim edilmesini sağlamak ve sözleşme koşullarına uygun şekilde finansman sunmakla yükümlüdür. Malın mülkiyeti kiralayanda kaldığı için, kiracının malı iyi niyetli şekilde ve özenle
kullanması beklenir. Kiracının başlıca yükümlülüğü kira bedellerini zamanında ödemektir. Ayrıca malın bakımını yapmak, sigorta primlerini ödemek ve sözleşme süresi boyunca malı amacı dışında kullanmamakla sorumludur. Sözleşmede satın alma hakkı öngörülmüşse, kiracı sürenin sonunda belirlenen bedeli ödeyerek mülkiyeti devralabilir.
Bu denge hem finansal hem hukuki açıdan kiralayanın yatırımını güvence altına alırken, kiracıya da uzun vadeli kullanım hakkı tanır.

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Feshi
Finansal kiralama sözleşmeleri genellikle belirli süreli olup, tarafların keyfi şekilde fesih hakkı bulunmaz. Kiracının kira bedellerini ödememesi, malı amacı dışında kullanması veya sözleşmeye aykırı davranması durumunda kiralayan sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. Bu durumda kiralayan, malı geri alma hakkına sahip olur ve kiracı ödenmemiş kira bedellerinin yanı sıra olası tazminatla da yükümlü hale gelir.
Fesih sonrası yaşanabilecek uyuşmazlıklar çoğunlukla kira bedellerinin hesaplanması, sözleşme cezaları ve mülkiyetin iadesi konularında yoğunlaşır. Bu nedenle finansal kiralama sürecinde hukuki destek almak, olası ihtilafların önüne geçmek açısından büyük önem taşır.
Finansal Kiralama Sözleşmesinin Avantajları
Finansal kiralama, hem işletmeler hem de bireysel girişimciler için güçlü bir finansman aracıdır.
Şirketler yüksek maliyetli varlıklara sahip olmadan bu malları kullanabilir.
Kira ödemeleri vergi matrahından düşülebilir, bu da vergi avantajı sağlar.
Mülkiyet kiralayanda kaldığı için bilançoda borç yükü artmaz; bu da finansal tabloları güçlendirir.
Sözleşme koşulları tarafların ihtiyaçlarına göre esnek biçimde düzenlenebilir.
Bu yönleriyle leasing, klasik kredi yöntemlerine göre daha esnek, güvenli ve maliyet açısından avantajlıdır.
Sonuç
Finansal kiralama sözleşmesi, işletmelere büyük yatırımlar yapmadan ekipman ve gayrimenkul kullanma imkânı sağlayan modern bir finansman yöntemidir. Ancak bu avantajların sürdürülebilmesi için sözleşmenin hem ekonomik hem hukuki yönleri dikkatle ele alınmalıdır.
Doğru planlanmış bir finansal kiralama sözleşmesi, tarafların haklarını güvence altına alırken, hatalı düzenlenen bir sözleşme ciddi mali sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle sürecin her aşamasında, finansal kiralama ve sözleşme hukuku konusunda uzman bir avukatla çalışmak hem hukuki güvence hem de ticari sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşır.